TAHİR BİN HÜSEYİN’İN OĞLU
ABDULLAH’A HİTABEN YAZDIĞI
MEKTUBU (YÖNETİCİLERİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN HUSUSLARLA İLGİLİ)
Hiçbir ortağı olmayan Allah'tan kork, O'nun emirlerini çiğneyip öfkesini üzerine çekmekten sakın. Yönetimin altındakileri gece ve gündüz koru. Allah’ın sana vermiş olduğu sıhhatle, dönüş yerin (ahiretin) için sürekli olarak O'nu zikret. Şüphesiz sen Allah'a dönecek ve hesaba çekileceksin. O halde kıyamet gününde Allah’ın seni, cezasından ve can yakıcı azabından koruyacağı güzel ameller işle.
Bütün eksikliklerden uzak olan Allah sana ihsanda bulunmuş (seni insanların başına idareci yapmış) ve idaresini sana verdiği kullarına şefkatle davranmanı, adaletle hükmetmeni, Allah’ın hak ve hudutlarını onlara tatbik etmeni, kötülükleri onlardan uzaklaştırmanı, canlarını, mallarını ve ırzlarını koruyup, onları rahata erdirmeyi sana bir sorumluluk olarak yüklemiştir. Allah, bu sorumluluklar hususlarda seni hesaba çekecek, yaptıklarının veya yapmadıklarının karşılığını (mükâfatını veya cezasını) sana verecektir. Onun için anlayışını, aklını ve basiretini bu sorumlulukları yerine getirmeye tahsis et. Hiçbir meşguliyet seni bundan alıkoymasın. Çünkü bu senin temel görevindir ve Allah seni ilk olarak bunlardan sorumlu tutacaktır. Kendine yapmayı şart koşacağın ilk iş, Allah'ın sana farz kıldığı beş vakit namazı kılmak olsun. Namaz cemaatle ve sünnetlerine riayet ederek dosdoğru kıl. Namaz için en güzel şekilde abdest al, namaza Allah’ın zikriyle (Allahu Ekber" diyerek) başla, Kur’an’ı kâidelerine uygun olarak oku, rükuyu, secdeyi ve teşehhüd oturuşunu gerektiği gibi yap, aklını ve niyetini sadece namazda tut. Seninle birlikte ve senin idaren altında olan insanları da böyle yapmaya teşvik et. Çünkü namaz Allah’ın dediği gibi "hayasızlıktan ve kötülüklerden alıkoyar." (Ankebut Suresi: 45).
Sonra Hz. Peygamber'in sünnetine uy, onun ahlakıyla bezen ve ondan sonra gelen sâlih insanların yolunu takip et. Bir işle karşılaştığında. istihâreyle (en hayırlısı ne ise onun olmasını dileyerek) Allah'tan yardım iste, O'nun, kitabında indirdiği emir ve yasaklara, haram ve helallere riayet et, bu hususların tamamlayıcısı olarak Hz. Peygamber'den gelen hadisleri göz önünde bulundur ve sonra da Allah için ve doğrulukla o iş hususunda yapılması gerekeni yap. Sevdiğin veya sevmediğin şeyler, ya da insanların sana yakın veya uzak oluşları, seni adaletsiz davranmaya sevk etmesin.
Fıkhı ve fıkıh ehlini, dinî ilimleri ve dinin taşıyıcıları olan alimleri, Allah’ın kitabını ve Allah’ın kitabına göre yaşayanları üstün tutup tercih et. Kişinin, kendisiyle süslendiği en hayırlı şey, dinde fakih olmak (dini ilimleri en iyi şekilde öğrenip dinin hakikatini ve inceliklerini anlamak), bunu talep etmek, insanları buna teşvik etmek ve insanı Allah'a yaklaştıracak şeyleri bilmektir. Çünkü o, insanlara bütün hayırların yolunu gösteren bir kılavuzdur; insanlara iyiliği emreder ve onları kötülüklerden sakındırır. Allah’ın inayeti ve yardımıyla kişinin bilgisi artar, Allah’ı yüceltir ve ahirette yüksek derecelere ulaşır. Üstelik insanların sende bu özellikleri görmesi, senin vakar ve heybetini artırır, seni kendilerine yakın bulmalarını ve adaletine güvenmelerini sağlar.
Bütün işlerinde aşırılıktan uzak ve ölçülü ol. Böyle olmaktan daha faydalı ve daha güvenli bir şey yoktur. Aşırılıklardan uzak olmak insanı doğruya götürür, doğruluk ise başarıya götüren bir kılavuzdur. Başarı da mutluluğa ulaştırır. Dinin ve yol gösterici sünnetin direği, aşırılıklardan uzak ve ölçülü olmaktır. Onun için, bütün hayatında ölçülü olmayı esas al.
Allah’ın rızası ve hoşnutluğunu kazanıp âhirette Allah’ın dostlarıyla birlikte olmak istiyorsan, sevap kazanmayı talep etmekten, güzel ameller işlemekten, hayırlı ve doğru işleri yapmaktan, yardım etmekten, çok iyilikte bulunmaktan ve bunun için çalışmaktan geri durma ve hususlarda eksiklik gösterme. Bil ki, dünya işlerinde ölçülü olmak insanı yüceltir, günahlarını eksiltir. İşlerinin yoluna girmesinde bundan daha iyi bir şey yoktur. O halde ölçülü ol, ölçülü olmayı esas al, böylece işlerin başarıya ulaşsın, gücün artsın, idaren altındaki-Sıradan ve seçkin- bütün insanlar (zorluk çıkarmadan) sana itaat edip faydalı olsunlar. Allah hakkında iyi zanda bulun, tebaan sana karşı doğruluktan ayrılmasın. Bütün işlerinde Allah'ın rızasını kazanacak şeyleri vesile edin, O'nun nimeti de sana devamlı olsun.
Durumları bütün açıklığıyla ortaya çıkana kadar, görev verdiğin insanlardan hiç kimseyi itham etme. Şüphesiz suçsuz insanları itham etmek ve onlar hakkında kötü zanda bulunmak, günahların en büyüğüdür. . Dostların ve yardımcıların hakkında hüsnü zanda bulunmayı ilke edin edin ve onlar hakkında kötü zanda bulunmayı kendinden uzaklaştır. Böyle yapman, onların senin için daha çok çalışıp gayret etmesini sağlar. İşlerinde Allah düşmanı şeytanı dost ve yardımcı edinme. Şüphesiz ona, dostların hakkında seni kötü zanna sevk ederek üzmek ve hayatının tadını kaçırmak için küçük bir fırsat yeter.
Bil ki hüsnü zanda, kuvvet ve rahatlık bulursun.
Hüsnü zan sayesinde, işlerinde yeterli ölçüde tedbir almakla yetinirsin. Böyle olmak, insanların seni sevmesini sağlar ve bütün işler yoluna girer.
Dost ve yardımcıların hakkında hüsnü zanda bulunmak ve idaren altındakilere şefkatle yaklaşmak, seni, meseleleri araştırıp soruşturmaktan alıkoymasın.
Yardımcılarının işlerini doğrudan kontrol etmek, halkı koruyup gözetmek, onların ihtiyaçlarıyla ilgilenmek ve sıkıntılarını gidermek. senin için en kolay şeydir. Çünkü bu, dini ayakta tutmak ve sünneti diriltmek için en uygun yoldur. Bütün bu hususlarda niyetini halis tut. Kendini, yaptığı şeylerden sorumlu olacağının, iyilik yaptığında mükafat alacağının, kötülük yaptığında hesaba çekileceğinin bilinciyle düzeltip ıslah et. Yüce Allah, dini, insanı (kötülüklerden) korumanın ve yüksek derecelere ulaştırmanın yolu kılmıştır. Bu yüzden kim O'nun dinine tâbi olursa Allah onu yüceltip yükseltir.
İdaren altındaki insanları dinin yol göstericiliği ve kılavuzluğuna göre yönet. Suçlulara, hak ettikleri oranda Allah’ın takdir ettiği cezaları tatbik et. Bu hususu basite alıp gevşek davranma ve cezalandırmayı hak edenlerin cezalarını erteleme. Çünkü bu hususta gevşeklik göstermen, hakkındaki hüsnü zannı bozar. Onun için bu meselede en güzel yolu tutarak kararlı ol, bidat ve şüpheli şeylerden uzak dur. Böylece dinini sağlama almış ve insanlığını kemale erdirmiş olursun.
Bir söz verdiğinde onu tut, bir vaatte bulunduğunda onu yerine getir ve insanlara güzellikle muamele et. Halkın kusurlarına göz yum. Yalan ve iftiradan şiddetle kaçın. İnsanlar arasında söz taşıyıp fitnecilik yapanlardan (koğuculardan) uzak dur. İşlerinin bozulmasına sebep olacak şeylerin başında, yalancıları kendine yaklaştırmak ve yalan söylemeye cüret etmek gelir. Çünkü kötülüklerin başı yalan, sonu ise iftira ve koğuculuktur. Koğuculuk yapanlar kötülüklerden emin olmaz ve işleri de yolunda gitmez. Salih insanları ve doğru kimseleri sev, asil insanlara doğrulukta yardım edip güçlendir, zayıflara yardım et ve akrabaları ziyaret et. Bunlarla yüce Allah’ın rızasını kazanmayı ve ahirette mükâfata nail olmayı hedefle. Nefsin kötü arzularından ve zulümden sakın, düşünceni bunlardan uzak tut ve bunlardan uzak olduğunu da bir şekilde halkına göster. Onları adaletle yönet, onlar arasında doğruluğu hakim kıl ve seni dosdoğru yola ulaştıracak marifetle iş gör. Öfke anında nefsine hakim ol, yumuşak ve vakar sahibi olmayı tercih et. Sürüklenmek üzere olduğun hiddetten, sonuçlarını düşünmeden hareket etmekten ve gururdan sakın.
"Ben güç ve kudret sahibiyim, dilediğimi yaparım"
demekten kaçın. Çünkü bu, düşüncesizce hareket etmeye ve yüce Allah'ı gerektiği gibi takdir edip bilmemeye yol açar. Niyetini sadece Allah (rızası) için halis tut ve O'nu gerektiği gibi takdir edip (yakinen) bil. Yine bil ki, hükümranlık Allah'ındır ve onu dilediğine verip dilediğinden çekip alır. Kendilerine verilmiş nimetleri, en hızlı şekilde kaybedenlerin, devlet yöneticileri ve devlet için de bolluğa ulaşmış olup da, Allah’ın verdiği bu nimetlere nankörlük eden ve bunları başkalarına karşı büyüklük ve üstünlük taslama vasıtası olarak kullananlar olduğunu görürsün.
Nefsinin açgözlülüğünü bir tarafa bırakıp, biriktirmekte olduğun servet ve hazineleri iyilik ve takva yolunda, insanların durumlarını düzeltmek, ülkeyi mamur hale getirmek, insanların canlarını korumak ve onların kaybettiklerini telafîi edip eksikliklerini gidermek için sarfet. Bil ki, bir yerlerde biriktirilip yığılan hazineler çoğalıp artmaz. Ancak halkın durumlarını düzeltmek için harcandığında, hak sahiplerine hakkı (zekat) verildiğinde ve zorlukları onlardan gidermek için kullanıldığında çoğalıp artar. Böylece harcanan o servetle halkın durumu düzelmiş, ülkenin işleri yoluna girmiş, zaman güzel ve yaşanılır bir hale gelmiş olur. Hazinen İslam ve Müslümanlar için harcanan mallar durumunda olsun. O mallardan Mü’minlerin emirinin dostlarına haklarını, gücün yettiğince bol bol ver. İşlerini yoluna koymayı ve geçimlerini güzel bir şekilde sağlamayı garanti edecek şekilde onların paylarını eksiksiz ver. Böyle yapman Allah’ın sana vermiş olduğu nimetlerin devamlı olmasını ve daha da çoğalmasını sağlar. Yine böyle yapmak, halkın mallarından vergi almayı daha kolaylaştırır. Çünkü adaletin ve iyiliğin herkesi kuşattığı takdirde, sana isteyerek ve zorluk çıkarmadan itaat ederler.
Söylediğim bütün bu öğütlerle nefsini güzelleştir ve onları gerçekleştirmeye gayret et. Bil ki, sadece Allah yolunda ve Allah için harcanan mallar kalıcıdır. Haklarına (nankörlük etmeyip) şükredenleri tanı ve bundan dolayı onları mükâfatlandır.
Dünyanın geçici nimetleri ve gururu sakın sana ahirette karşılaşacağın o korkunç günü unutturmasın ve müstehak olacağın akıbeti küçümsetmesin. Çünkü âhirette karşılaşacağın âkibeti küçümsemek gevşekliğe, gevşeklik ise helak olmana yol açar. Sadece Allah için çalış ve O'ndan mükâfat bekle. Çünkü Allah nimetlerini ve lütfunu tamamlar. Allah’ın verdiği nimetlere şükretmeyi terk etme ki, Allah sana verdiği nimetlerini artırsın. Çünkü Allah şükredenlerin şükürleri ve iyilik edenlerin iyilikleri oranında mükâfat verir. Hiçbir günahı küçük görme, hasetçiye destek olma, fâcire (kötü ve günahkâra) acıma, nanköre iyilikte bulunma, düşmana olduğundan farklı görünme (yağcılık yapma), koğucunun sözünü tasdik etme, haine güvenme, fasık (doğru yoldan çıkmış) birini idareci yapma, azgın ve sapkın birine tâbi olma, iki yüzlü birini övme, hiçbir insanı küçük görme, bir istekte bulunan fakirin isteğini reddetme, batıl bir şeyi iyi ve güzel kabul etme, (insanları güldüren) soytarıya yüz verme, vaadine aykırı davranma, kibirlenip övünme, öfkelenip darılma, ümitli olmayı elden bırakma, büyüklenerek (burnun havada) yürüme, ahmak ve akılsızı temize çıkarıp övme, âhireti istemekte (ahireti kazanmak hususunda) gevşeklik gösterme, koğucuya iltifat etme, korku veya sevgiden dolayı zalime göz yumma, âhiret mükâfatını dünyada isteme, fakihlerle çok istişare yap, kendini ağır başlı ve vakûr biri olmaya alıştır, tecrübe, akıl ve hikmet sahiplerinden istifade et, müsrif ve cimrilerle istişare etme ve onların sözünü dinleme, çünkü onların zararları faydalarından çoktur.
Halkı yönetirken cimriliğe başvurmaktan daha hızlı bozulmaya sebep olan bir şey yoktur. Bil ki, eğer çok hırslı olursan, insanlardan çok şey alır onlara az bağışta bulunursun. Eğer böyle olursan işlerin yolunda gitmez.
Tebaan sana ancak, mallarına el uzatmadığın, onlara zulüm ve haksızlık yapmadığın zaman inanıp sever. Dost ve yardımcılarından, seni (hiçbir menfaat beklentisi olmadan) samimi olarak sevenlere, iyilik ve ihsanda bulunarak onları kendine daha da yaklaştır.
Cimrilikten sakın. Bil ki insan Rabbine ilk olarak cimrilikle âsi olmuştur. Rabbine âsi olmuş biri ise, rezil rüsvay olup, helâka uğramış biri konumundadır. Şu ayet, bu gerçeğin ifadesidir: "Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte kurtuluşa erenler onlardır." (Haşr Suresi: 9). Doğru bir şekilde cömertlik yolunu kolaylaştır. Bütün Müslümanların, (senin elindeki ganimet mallarından ve haraçlardan) bir payı ve nasibi olsun. Cömertliğin, kulların yaptığı iyiliklerin en üstünü olduğundan emin ol. Cömertliği kendine bir ahlak haline getir ve cömertlik yapmayı kendine bir yol olarak seç. Askerlerin kayıtlı olduğu divanları ve defterleri kontrol et, ihtiyaçlarını fazlasıyla karşıla ve onlara rahat bir yaşam temin et. Böylece Allah onlardan yoksulluğu giderir, onlar da samimi olarak ve gönül hoşnutluğu ile sana itaat edip emrini dinlerler. İktidar sahibine mutluluk olarak, askerlerine ve tebaasına karsı şefkatli ve adaletli davranması, onların işleriyle ilgilenmesi, iyiliği ve bağışı bol olması yeter. Onun için bu iki kapıdan birini, diğerine üstün kabul edip, ona göre hareket etme yanlışından uzaklaşırsan, inşallah kurtuluşa ve felaha erersin.
Bil ki, Allah’ın takdir etmesinin (kazâsının) üzerinde hiçbir şey yoktur. Çünkü o, Allah’ın yeryüzünde insanların durumlarını ölçtüğü adalet terazisidir. Bu yüzden adaletle hükmeder ve iş görürsen, tebaanın durumu düzelir, yollar güvenilir hale gelir, mazlum adalet bulur, insanlar haklarını alır, yaşam güzelleşir ve bu da halkın itaat etmesini sağlar.
Böylece Allah İnsanları sıhhatli ve güvenli bir yaşam ile rızıklandırır, dinin hükümleri uygulanır ve işler Allah’ın kanunlarına göre yürür.
Allah’ın emirlerine riayet etme hususunda işi çok sağlam tut. Seni lekeleyecek ayıplardan korun ve Allah’ın koyduğu cezaları tatbik et. Aceleci davranma, endişe ve gamdan uzak dur, nasibine kanaat et, tecrübelerinden yararlan, sıhhatini koru, doğruyu konuş, davanın taraflarına karşı adaletli ol, şüpheli durumlarda dur (hüküm verme), delil ara ve tebaandan hiç kimsenin sevgisi, güzel muamelesi veya kınaması seni adaletle hükmetmekten alıkoymasın.
Meseleleri acele etmeden iyice gözden geçir, enine boyuna düşün ve her açıdan değerlendir. Rabbine karsı mütevazı ol, tebanın hepsine şefkatle davran, kendine karşı bile hakkı uygula ve kan akıtmak için acele etme. Şüphesiz kan akıtmak Allah katında çok büyük bir şeydir. Bu yüzden haksız yere kan akıtmaktan şiddetle kaçın.
Kendisi sayesinde tebaanın durumunun ve işlerinin yoluna girdiği haraç (vergi) işine önem ver. Allah onu İslam için üstünlük ve yücelik, Müslümanlar için bolluk ve genişlik, düşmanlar için kin ve öfke, (İslam’a ve Müslümanlara) düşmanlık eden kafirler için zillet ve alçaklık sebebi kılmıştır. Onu, insanlar arasında hak, adalet, eşitlik ölçülerine göre ve herkesi kapsayacak şekilde bölüştür. Asil birinin asaleti, zenginin zenginliği veya birinin senin katibin ya da yakın çevrenden olması onları korumana ve onlardan vergi almamana sebep olmasın. Yine kimseden kaldıracağından fazla vergi alma ve kimseye gücünün yetmeyeceği yük yükleme. Bütün insanlara hak ve adalet ölçülerine göre sorumluluk yükle. Bu, insanların seni sevmelerini ve senden hoşnut olmalarını sağlar.
Bil ki sen idareci olarak atanmakla, insanların hazinadarı, koruyucusu ve çobanı konumuna geldin. İdare ettiğin insanların, senin tebaan olarak isimlendirilmesinin sebebi, onların işlerini düzenleyip yoluna koyma sorumluluğunu üzerine aldığın içindir. Dolayısıyla onların ihtiyaçlarının arta kalanından verdiklerini al ve bu paralan yine insanların durumlarını düzeltmek ve işlerini yoluna koymak için harca.
Onlara bilgili, tecrübeli, tedbirli, adil, siyaset sahibi (yöneticiliği bilen) ve dürüst kimseleri idareci tayin et. Yine onlar için bol harcamalarda bulun ve yaşamlarını kolaylaştır. Bu, üzerine almış olduğun sorumluluk ve görevden dolayı, senin için vazgeçilmez bir haktır. Hiçbir meşguliyet ve engel seni bundan alıkoymasın. Senin böyle yapman, Rabbinin nimetlerinin artmasını, insanlar arasında bir destan gibi anlatılmasını, tebaanın seni sevmesini sağlar ve bütün bunlar da ülke de bolluğun artıp, ülkenin kalkınmasına yardımcı olur. Sonuçta ülkenin her tarafında verim artar, vergi gelirleri çoğalır ve servetin büyür. Böylece çok sayıda asker besleme gücüne ulaşır ve halk için yapacağın harcamalarla da onların hoşnutluğunu kazanırsın. Bütün bunlar, bir taraftan düşmanlarının bile senin siyasetin ve adaletinden övgüyle söz etmesini, diğer taraftan da bütün işlerinde adil, hazırlıklı ve kuvvetli olmanı sağlar. Onun için başka hiçbir şeye öncelik vermeden, bu hususlar da yarış ki, yüce Allah’ın izniyle, işlerinin sonu övgüye değer olsun.
Ülkenin her bölgesinde, oradaki valilerin durumlarını ve çalışmalarını sana rapor edecek güvenilir kimseler görevlendir. Böylece bütün işleri sanki gözünle görüyormuş gibi kontrolün altında tutarsın. Onlara bir şeyi emretmeden önce, o şeyle hedeflediğin sonuçları iyice düşünüp değerlendir. Eğer sonucu uygun görür ve iyi bir sonuç alacağını ümit edersen o işi yap, aksi takdirde vazgeç. Bu hususta bilgili ve basiret sahibi kişilere danış, sonra da hazırlığını yap. İnsana arzuları bir şeyi güzel gösterip onu yoldan çıkarabilir. İşte eğer insan işlerinin sonucunu hesap edip düşünmezse mahvolur ve işleri bozulur. Onun için bütün işlerinde ihtiyatlı olmayı ve sağlam hareket etmeyi ilke edin, sonra da Allah’ın yardımıyla o işe kuvvetlice sarıl ve bütün işlerinde her zaman Allah'tan en hayırlısını iste. Bütün işleri gününde yap ve bugünün işlerini yarına bırakma. Çünkü yarının da yapılacak işleri vardır ve onlar seni bir gün önceden bıraktığın işleri yapmaktan alıkoyar. Kendi işlerini (kimseye havale etmeden) bizzat kendin yap. Bil ki, bir gün bittiğinde, o gündeki şeyleri de alıp götürür. Eğer bir günün işini yarına ertelersen, yapılacak iki günlük işin olur, bu seni çok meşgul eder ve bu yüzden hastalanırsın. Onun için her günün işini zamanında yaparsan, bedenini ve nefsini rahatlatmış, işleri yoluna koyup düzeni sağlamış olursun. Samimi olarak sana muhabbet besleyip, nasihatleriyle sana destek olmaya çalıştıklarını sınayıp anladığın dürüst kimseleri kendine yaklaştır ve onlara iyilikte bulun. Fakirliğe düşmüş, asil ve soylu ailelere yardım edip ihtiyaçlarını karşıla ki, içine düştükleri bu durumdan dolayı başkaları onlara karşı kibirlenip büyüklük taslamasın.
Fakir ve yoksulların, uğradıkları haksızlıkları sana getirmeye güç yetiremeyenlerin, haklarını istemeyi bilemeyecek kadar aciz durumda olanların işleriyle bizzat kendin ilgilen ve tebaan içindeki iyi kimseleri, onların ihtiyaçlarını karşılamak ve durumlarını düzeltmek için vekil tayin et.
Şiddetli zorluklara maruz kalmışların, yetimlerin ve dulların işleriyle de ilgilen ve Mü’minlerin emirinin-Allah onu aziz ve üstün kılsın- onlara bağış ve ihsanda bulunduğu gibi, sen de beytü'l-maldan (devlet hazinesinden) onlar için, durumlarını düzeltip geçimlerini sağlayabilecekleri bir ödenek tahsis et. Böylece Allah da seni bereketlendirip daha fazla versin. Beytü'l-maldan körler için de bir ödenek ayır ve Kur’an’ı ezberlemiş olanlarına diğerlerine göre öncelik tanı. Müslüman hastalar için sığınıp tedavi olacakları hastaneler yap ve bu hastanelere onlarla ilgilenip onları tedavi edecek doktorlar ve hasta bakıcılar tayin et. Yine beytü'l-malın israfına yol açmayacak ölçüde onların arzularını yerine getir. Bil ki, insanlara hakları verilse ve daha pek çok iyilikte bulunulsa da, nefisleri bunlarla yetinip kanaat etmez, aksine daha fazlasını elde etmek hırsıyla idarecilere yeni ihtiyaçlarla giderler. Bu yüzden insanların işleriyle ilgilenen kişi, kendisine arz edilen isteklerin çokluğuyla ilgilenip uğraşmaktan belki de usanıp bıkar. Ancak dünyada işlerini adaletle ve en güzel şekilde yerine getirip, âhirette de en büyük mükâfatı almak isteyen biri, kendisini Allah'a yaklaştıracak ve O'nun rahmetini kazandıracak şeyi azımsayıp küçümseyen biri gibi olamaz.
İnsanların yanına girmesine ve seni görmesine izin ver, onlara şevkâtle davran, güler yüz göster, yumuşak konuş ve cömertliğinle onlara iyilikte bulun. İnsanlara bir şey verdiğinde, başa kakmak için değil, temiz bir kalple ve mükâfatını Allah'tan bekleyerek ver. Bu şekilde vermen, inşallah(ahiret için) kârlı bir ticarettir.
Dünyada yaşanan durumlardan, senden önce geçip gitmiş idarecilerden ve onların akıbetlerinden ibret al. Sonra da Allah'a sığın, Onu sevgisini gözet, ,O'nun şeriatına ve kanunlarına göre iş yap, dininin ve kitabının hükümlerini tatbik et ve onları aykırı olup Allah’ın öfkesini çekecek şeylerden de uzak dur.
Memurlarının topladıkları malları ve o malların ne kadarını harcadıklarını bil. Malları haram yollarla toplamaktan ve boş yerlere harcayıp israf etmekten sakın. Alimlerle çok fazla birlikte ol ve onlarla istişare et. Arzularını Allah’ın kanunlarına tâbi kıl ve onları tatbik etmeye yönel. Güzel ahlaktan ayrılma. En fazla beraber olduğun seçkin ve özel adamların öyle kişiler olsun ki, sende bir kusur ve eksiklik gördüklerinde, senin heybetin, bunu sana söylemelerine ve bunu senden gidermelerine engel olmasın. İşte bu kişiler sana doğruyu gösteren gerçek dostların ve yardımcılarındır.
Seninle birlikte olan memurlarından ve kâtiplerinden her birine, her gün belirli bir vakit ayır. Bu vakitte devlet görevlilerinin ihtiyaçlarına ilişkin, halkın ve devletin işleriyle ilgili raporlarla sana gelsinler. Sonra sana getirilen bu raporları aklını, fikrini, gözünü, kulağını, hasılı bütün duygularını seferber ederek değerlendir, üzerinde tekrar tekrar düşün. Neticede hakka uygun görüp mâkul bulduklarını yerine getir. Bu hususta hep Allah'tan en hayırlısını iste. Kabul edilebilir bulmadıklarını ise sahibine geri gönder ve iyice açıklığa kavuşana kadar bekle. Tebaana veya başkalarına yapmış olduğun her hangi bir iyiliği onların başına kakma. Hiç kimseden vefa, doğruluk ve Müslümanlara faydalı olmaktan başka bir şey kabul etme ve yaptığın iyilikleri de bu esaslar üzerine yap. Sana yazdığım bu öğütleri iyice anla, üzerinde gereği gibi düşün ve onları uygula. Bütün işlerinde Allah'tan yardım iste ve O'ndan, en hayırlısı ne ise sana onu nasip etmesini dile. Şüphesiz yüce Allah doğruluk ve doğrularla beraberdir. En fazla çalışıp rağbet ettiğin şey, Allah’ın rızasını kazanmak, dinin işlerini düzene koymak, Müslümanları üstün ve güçlü kılmak, ümmet ve ümmet içindeki zimmîler arasında adaleti ve doğruluğu hakim kılmak olsun. vesselam."