Ramazanda iftar sofraları ve gazlı içecekler
Allah (c.c) kelamı olan Kur’an-ı Kerim’in iki yerinde insanların geneline ve sonrasında iman eden kullarına şöyle seslenmektedir:
يَا أَيُّهَا النَّاسُ كُلُواْ مِمَّا فِي الأَرْضِ حَلاَلاً طَيِّباً وَلاَ تَتَّبِعُواْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
“Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır. (Bakara 2/168)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُلُواْ مِن طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَاشْكُرُواْ لِلّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
“Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah'a şükredin. (Bakara 2/ 172)
Allah (c.c) sözlerinin zahirinden anlaşılan insanlığın hepsine temiz yani Allah’ın serbest bırakıp bu helaldir dediği şeylerin yenilmesi farzdır. Bunun dışında bir şeye sapmak şeytanın adımlarını izlemekdir.
İkinci ayete özellikle İman edenlerin zikredilmesi İmam Kurtubi (rha.) tefsir etmektedir:
Bu buyruk daha önce (168.ayette) geçen birinci emrin te’kidi mahiyetindedir. Burada faziletlerine işaret olsun diye de özellikle mu’minler zikredilmiştir.(İmam Kurtubi Cami li Ahkami’l-Kur’an (2/454)çev: M. Beşir Eryarsoy Burucy)
Rasulullah (s.a.s) şu sözüne kulak verelim:
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سِنِينَ، قَالَ: حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ هَارُونَ الرَّمَلِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ، قَالَ: حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ الْخِرِّيتِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ(ص): " طَلَبُ الْحَلالِ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ "
“…Enes b. Malik(r.a)’den; dedi ki: Rasulullah(s.a.s) ded ki: “ Helali taleb etmek bütün muslumanlar üzerine vacib(farz)dir”
(İbnu’l-Buhteri Cuz’u fihi sunneh Melisi min Emali (sf/32) Hdsno: 119 &Cevamiu’l-Kelimde: İsnadı mutabaat ve şevahidle hasendir. Ricali İshak b. İbrahim el-Hateli hariç sikat ve sadikiyndir. O da makbuldur; denilmiştir.& Hadisle ilgili olarak cevamiu’l-Kelimde: “Hadis 4 eserde tahric edilmiştir. 22 tane şahidi vardır. İsnadlarının toplamı 30 tanedir.4 hasen, 11 zayıf, 4 şiddetli zayıf, 2 itham edilen raviden, 9 tanesi de uydurmadır. Hadisin metni hasen li ğayrihidir; denilmiştir.)
Başka bir hadislerinde de şöyle buyurmuştur:
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلَاءِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ (ص) عَنْ أَكْثَرِ مَا يُدْخِلُ النَّاسَ الْجَنَّةَ، فَقَالَ: " تَقْوَى اللَّهِ وَحُسْنُ الْخُلُقِ "، وَسُئِلَ عَنْ أَكْثَرِ مَا يُدْخِلُ النَّاسَ النَّارَ، فَقَالَ: " الْفَمُ وَالْفَرْجُ
“…Ebu Hureyre (r.a)’dan rivayet edilmiştir; dedi ki: “Rasulullah(s.a.s)’a, insanları cennete en çok girdiren (girmelerine en çok sebeb olan) amel sorulduğunda: “Allah’a karşı saygı ve güzel ahlak” buyurdu. Sonra kendisine, insanları cehenneme en çok girdiren amel soruldu ve Rasul-i Ekrem: “Ağız ve ferc (Cinsiyet uzvu) buyurdu.” (Tirmizi Sunen (3/407) Birr ve Sıla bab: 61 hdsno: 2072 İmam Hadisle ilgili olark: Bu hadis sahih- garintir; demiştir.)
Hadis ağzın cehenneme sürüklemesi onun yalan konuşması, hakkı itiraf etmemesi ve haram lokma yemesi vb şeylerdir.
Rasulullah (s.a.s) Kab b. Ucre (r.a) yaptığı hatırlatmaları dinleyelim:
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي زِيَادٍ الْقَطَوَانِيُّ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا غَالِبٌ أَبُو بِشْرٍ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ عَائِذٍ الطَّائِيِّ، عَنْ قَيْسِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، قَالَ: قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ (ص): " أُعِيذُكَ بِاللَّهِ يَا كَعْبَ بْنَ عُجْرَةَ مِنْ أُمَرَاءَ يَكُونُونَ مِنْ بَعْدِي، فَمَنْ غَشِيَ أَبْوَابَهُمْ فَصَدَّقَهُمْ فِي كَذِبِهِمْ وَأَعَانَهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ، فَلَيْسَ مِنِّي وَلَسْتُ مِنْهُ وَلَا يَرِدُ عَلَيَّ الْحَوْضَ، وَمَنْ غَشِيَ أَبْوَابَهُمْ أَوْ لَمْ يَغْشَ فَلَمْ يُصَدِّقْهُمْ فِي كَذِبِهِمْ وَلَمْ يُعِنْهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ فَهُوَ مِنِّي وَأَنَا مِنْهُ وَسَيَرِدُ عَلَيَّ الْحَوْضَ، يَا كَعْبَ بْنَ عُجْرَةَ الصَّلَاةُ بُرْهَانٌ وَالصَّوْمُ جُنَّةٌ حَصِينَةٌ، وَالصَّدَقَةُ تُطْفِئُ الْخَطِيئَةَ كَمَا يُطْفِئُ الْمَاءُ النَّارَ، يَا كَعْبَ بْنَ عُجْرَةَ إِنَّهُ لَا يَرْبُو لَحْمٌ نَبَتَ مِنْ سُحْتٍ إِلَّا كَانَتِ النَّارُ أَوْلَى بِهِ ".
“… Ka’b bin Ucre (r.a)den rivayet edilmiştir; dedi ki: Rasulullah (s.a.s) bana şöyle buyurdu: “Ey Ucre’nin oğlu Ka’b! Benden sonra gelecek emirler(devlet ricali)den senin için Allah’a sığınırım. Her kim onların kapılarından içeri girer, onların yalanlarını tasdik eder ve haksızlıklarına yardımcı olursa, ne o benden ne de ben ondanım! (Yarın) bana, (aid Kevser) havuz(un)a gelemez. Her kim onların kapılarından içeri girsin ve ya girmesin onların yalanlarını tasdik etmez ve haksızlıklarına yardımcı olmazsa işte o bendendir ve ben ondanım. (Yarın) bana, havuza gelecektir. Ey Ucre’nin oğlu Ka’b! Namaz burhan(imanın delili)dir. Oruç muhkem bir kalkandır. Sadaka kusuru söndürür; suyun ateşi söndürmesi gibi. Ey Ka’b b. Ucre! Bilmiş ol ki, haramdan gıdasını alıp büyüyen bir ete ancak ateş evladır.” (Tirmizi Sunen (1/411) Sefer Babları bab: 429 hdsno: 609 İmam Hadis için: Bu hadis hasen-ğaribtir; demiştir.)
Hadisin her satırı bizim için önemlidir. Ama son cümlesi konuyla direk bağlantılı olduğundan tekrar analım: “Ey Ka’b b. Ucre! Bilmiş ol ki, haramdan gıdasını alıp büyüyen bir ete ancak ateş evladır.” Yani haramla beslenen vucudlar ateşte yanmayı hak ederler. İşte muslumanlar ağızlarına koydukları yiyecek ve içeceğe dikkat etmelidirler.
أَخْبَرَنَا الْفُضَيْلُ بْنُ مَرْزُوقٍ، قَالَ: أَخْبَرَنِي عَدِيُّ بْنُ ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ K: " إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى أَمَرَ الْمُؤْمِنِينَ بِمَا أَمَرَ بِهِ الْمُرْسَلِينَ، فَقَالَ:ف يَأَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًاق، وَقَالُوا:ف يَأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ ق، قَالَ: وَذَكَرَ الرَّجُلَ يُطِيلُ السَّفَرَ، أَشْعَثَ، أَغْبَرَ، يَمُدُّ يَدَهُ إِلَى السَّمَاءِ يَا رَبِّ، يَا رَبِّ، وَمَطْعَمُهُ حَرَامٌ، وَمَلْبَسُهُ حَرَامٌ، فَأَنَّى يُسْتَجَابُ لِذَلِكَ؟ "
“…Ebu Hureyre’den: Rasululah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ki Allah’u Teala Rasullere emrettiğini mu’minlere de emretmiş ve şöyle buyurmuştur: “Ey Rasuller, helal şeylerden yiyin ve salih amel işleyin. Ve şöyle buyurmuştur: “Ey İman edenler size verdiğimiz rızıklardan helal olanlardan yiyin.”
Sonra o uzun sefere çıkmış ve saçı başı dağılıp toz toprak olmuş ve ellerini açarak: “Ya Rabbi, Ya Rabbi” diyen, yediği haram, içtiği haram ve giydiği haram olan bir adamı zikretti. Sonra da: “Böylesi bir adamın duasına nasıl icabet edilsin.” Buyurdu.”(Abdullah ibn Mubarek Kitabu’z-Zuhd (sf/136) Hdsno: 456 İ’tisam y.& Cevamiu’l-Kelimde: “ Hadis 33 eserde tahric edilmiştir. 13 tane şahidi vardır. İsnadlarının toplamı 62 tanedir. 38 hasen, 23 zayıf,1 tanesi de uydurmadır. Hadisin metninin hükmü hasendir; denilmiştir”)
Bu konu ile iligili hadisleri çoğaltmak mümkün ama biz asıl meselemize gelelim. Müslümanların yaşam tarzını hiçe sayanlar, yaptıkları yiyecek ve içeceklerde Müslümanların ölçülerini benimsemezler onlar için önemi olan kendi nefisleri ve onlara bolca vergi veren şirketlerin dedikleridir. Türkiye’de de içecek ve yiyeceklerin kurallarını belirleyen “Türk Standartları Enstitisü” vardır. Bu kurum standartlarını şöyle belirlemiştir:
“Gazlı alkolsüz içecek (gazoz) başlıklı 1992 tarihli TS 4080’nolu standardın “Gazozun Genel Özellikleri” bölümüne göre, kola, sade gazoz, meyveli gazoz, yapay soda, vs. gibi ürünlerin 1 litresine 5gr. “etil alkol” eklene bilinir. (Bknz. Kemal Özer Şeytan Ye Diyor (sf/283) 2.bsm 2011 Hayy Kitab İst.)
Türk Standartlarına göre yiyeceklerde domuz ve domuzdan elde edilmiş mamulleri kullanmayı engelleyici kural yoktur.
Türkiye’li muslumanlar şunu iyi bilmelidirler ki “Türk Standartları Enstitisü” yani kısaca “TS” ölçülerini İslam’dan alan bir kurum değildir. Onların standardında ürünlerin içerisine domuz ve ürünleri katılmasında, böceklerden elde edilen ürünlerin kullanılmasın ve alkol kullanılmasında bir sakınca yoktur. Türkiye Cumhuriyet’inin bu kanun boşluğundan yararlanan alkol üreticileri Devlete az vergi vermek için “Alkolsüz bira” adı altında bir bira ürettiler. Bu kural gazlı içeceklerde aranan alkol oranda olduğu için Türkiye Standartlarında bu bira tam bir bira olarak ifade edilemezdi. Bundan dolayı bu yeni mamul biraya “Alkolsüz bira” dediler ve içkili ürünlerden alınması gereken vergiden muaf olup gazozlardan alınan vergiye tabii oldular. Bunları anlatmamızın nedeni şu “Bira” gibi alkollü bir içeceği Türk insanına alkolsüz diye yutturan bir zihniyet gazozu hayli hayli alkolsüz diye yutturur.
Öğr. Gör. Dr. Engin Yaralı‘nın “Alkollu ve alkolsüz içecekler Teknolojisi” adlı eserinde Gazlı içecekler, fermantasyonlu içecekler ve Alkollü içeceklerin içerikleri ve yapılış aşaması teker teker anlatılmaktadır. Oradan bir kısım alıntılar yapalım. Gazlı içecekleri şöyle gruplara ayırır Dr. Engin Yaralı:
Gazlı içecek su, karbondioksit, şeker, asitliği düzenleyici esans, meyva özü, kola ekstratı ve koruyucu maddeler ile üretilen ferahlık ve serinlik verici içecek gurubudur. Gazlı içecekler 4 ayrı grupta incelenmektedir:
1-Meyvalı gazlı içecek: Bu tipte belli düzeyde doğal meyve suyu içermekte ve “drink” adı ile anılmaktadır.
2- Kolalı İçecek: Karamel, kola ekstratı ve kafein içeren gazlı içecek grubudur.
3-Tonik: Bileşiminde kinin sülfat veya naringin içeren gazlı içecektir
4-Yapay veya esanslı içecek: Boya ve esansla üretilen içecekler gurubu (Öğr.Gör.Dr. Engin Yaralı “Alkollu ve Alkollsuz içecekler Teknolojisi” (sf/34) İnternetten bu dosyalı bulabilirsiniz yayın tarihi 20/07/2017)
Burada da görüldüğü üzere meyve suları gazlı içecekler içerisinde incelenmemiş. Bunu söylememizin nedeni bazı muslümanların bilinçli bir şekilde gazlı içeceklerin içindeki alkolü içine katılan şeylerden oluşturduğunu ifade edip fikhi zeminini de “Nebiz” denilen içeceğe dayandırmalarında kaynaklanmaktadır. Bu çıkarımın yanlışlığını okuyarak görün! Önce gazlı içeceklerdeki bizim açımızdan önemli olan “Esans” meselesini aktaralım. Dr. Engin Yaralı bu konuda şunları aktarmaktadır:
“Esans denildiğinde içerisinde aroma bileşiklerini bulunduran ve bunları başka maddelere aktaran karışımlar anlaşılmaktadır. Gıda endüstürüsünde kullanılan esanslar yapay ve doğal olmak üzere 2’ye ayrılmaktadır. Yapay esanslar içerisinde doğal bilişikler yanında sentetik olarak elde edilmiş aroma bileşiklerini de içermektedir. Doğal esans yalnızca aroma yani tat ve koku bileşiklerini içermektedir.
Gazlı içecek hazırlanmasında daha çok sitrus meyvesi kabuk yağları kullanılmaktadır. Bunların en çok kullanılanı ise limon kabuğu yağıdır. Bir limon ortalama 100-120,kabuğu ise 50-60 gr’dır. Kabuktaki yağ oranı ise %5-%7 arasında değişmektedir. 100 kg. limondan uygulamada elde edilen kabuk yağı 1000-1014 g. arasında değişmektedir.(sf/41)
Sitrus kabuk yağı esanslarındaki bileşikler Terpen ve Terpenoid olmak üzere 2 guruba ayrılır. Terpen dizisinde linalol, nerol ve geraniol başlıca bileşiklerdir ve bunlara terpenik alkol adı da verilir. Terpenoid dizisinde ise ester, alkol gibi karbonilli bileşikler bulunur. (sf/42)
Ticari esanslar; çözelti esans, emülsiyon esansı, destilasyon esansı ve ekstraksiyon esansı gibi adlarla satılmaktadır.
Çözelti esans da kabuktan elde edilen yağ %30-35’lik alkol içerisinde çözdürülür.
Emilasyon esans eğer esansın katılacağı yiyecek ve içeceklerde alkol bulunması istenmiyorsa hazırlanır. Bu amaçla emilgatör denilen birleşikler kullanılarak esansın su içinde dağılması sağlanır. Bu amaçla daha çok gliserit emülgatörler kullanılır. Bunların en çok bilineni polietilen sorbitan oleattır.” (Öğr.Gör.Dr. Engin Yaralı “Alkollu ve Alkollsüz içecekler Teknolojisi” (sf/41-42) İnternetten bu dosyalı bulabilirsiniz yayın tarihi 20/07/2017)
Bu bilgiler bize çok önemli şeyleri önümüze serdi. Öğrendiklerimiz gazlı içeceklerin içerisinde esansın çözülmesi için alkolün kullanıldığıdır. Yani bu gazlı içecekleri içerisinde alkolün kendiliğinden oluştuğu söylemini çökerten bir açıklama olduğu gibi üreticilerin yalanını da ortaya koymaktadır. Gazlı içeceklerin hepsinde alkol bu yönetmeliğe göre bulunmaktadır. Ayrıca bu yöntemle gazlı içecekler üretilmektedir.
Burada Müslümanların kafasını bilinçli olarak karıştıranların bir hadisin anlamını nasıl tahrif ettiklerini de görelim. Önce hadisi zikredelim:
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو يَحْيَى زَكَرِيَّا بْنُ مَنْظُورٍ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (ص): " كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ وَمَا أَسْكَرَ كَثِيرُه، فَقَلِيلُهُ حَرَامٌ "
“... Amr bin Şuayb’ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As) (r.a)’den rivayet edildiğine göre; Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı (da) haramdır.” (İbn Mace (9/148) K. Eşribe bab: 10 hdsno: 3394 & Cevamiu’l-Kelimde: “Hadis 21 eserde tahric edilmiştir. 155 tane şahidi vardır. İsnadlarının toplamı 227 tanedir. 36 sahih,87 hasen, 68 zayıf, 18 şiddetli zayıf, 12 itham edilen raviden, 12 tanesi de uydurmadır. Hadisin metninin hükmü Sahihtir; denilmiştir.)
Burada yapılan yorum hatası-buna böyle dememizim nedeni ehli tarafından yapılmadığından tevil ve tefsir diyemediğimizdendir- içilen kola özlü veya meyve özlü gazozların çokça içilmesi halinde insanı sarhoş etmediğidir. Halbuki hadiste ifade edilen şey şudur: Alkol çokça içildiğinde insanı sarhoş ediyor mu? Elbette ki evet. İşte bu sarhoş eden maddenin çoğu da azı da haramdır. Yani ben su bardağına bir damla damlatıyorum ve her gün içiyorum ve sarhoşta olmuyorum diyen bir kişinin işlediği haramla bir şişe bitiren kişi arasında bir fark yoktur. Gazlı içeceklerin içine ayrıştırma için katılan 1 litrede 5 gr. Veya daha azı alkol o içeceği haram eder. İçilmesi, satılması, reklamının yapılması, taşınması, üretilmesi, üretimine yardım edilmesini haram kılar.
Bir de Dr. Engin Yaralı’nın şu sözüne tekrar dikkat edelim: “Emilasyon esans eğer esansın katılacağı yiyecek ve içeceklerde alkol bulunması istenmiyorsa hazırlanır. Bu amaçla emilgatör denilen birleşikler kullanılarak esansın su içinde dağılması sağlanır.” Bu sözden anlaşılan İslam’a ve Müslümanlara saygısı olmayan onların haramlarına dikkat etmeyen içecek firmalarının Müslümanlar tarafından tahlil yapıldığında içinde alkol bulunmaması için teknikler geliştirdiği ortadadır. Haram vucudlarına işlemiş olanlar bu gerçeklere aldırış etmezler. Gerçi gazlı içecek üreten firmaların böyle bir derdi yoktur. Onların içecekleri tahlile tabi tutulduğunda içerisinde 0,001 etil alkol tesbit edildiğini görüyoruz. Bu kadar alkolü alkolden saymayan muslümanlarda olabilir!? Ama onların sözü ve yorumu bizim için önemli değildir. Önemli olan Rasulullah (s.a.s) sözünün zahiridir. Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır. Bir de bu tip Müslümanlar tahlil okumayı da bilmiyorlar. Eğer tahlili yapılan içeceğin içerisinde etil alkol olmasaydı sonucu şöyle yazmalıydı; 0,000. Ama yanlış yaptık, hata ettik demek nefislerine ağır geldiğinden şunu diyorlar “acaba su tahlil edilse sonuç ne olur?” Tahlil et ve içerisinde etil alkol arat eğer sonuç 0,001 çıkarsa içerisinde alkol vardır. Sonuç 0,000 çıkarsa demek ki suda alkol yok demektir. Ya Rabbi sen bizi cahillerden etme…
Alkolun molekül formulu “CH3CH2OH” budur. Bu formülden daha ziyade Etil alkol ürünlerin üzerinde nasıl yazılıyor ona bakılmalıdır. Şöyle adlarla anıldığını Kimyacılar ifade edilmektedir: “Alcohol, Alkol, Ethanol, Etanol, Etil Alkol, Metil karbinol, Mthyle corbinol, 64-17-5, Etil hidroksit, Etil hidrat, EtOH, Mutlak Etanol, Denature Alkol, Tahıl alkol, Bitkisel Alkol, 1. Hidrosietan, Fermantasyon alkolü” adlarıyla içecek ve gıda sanayinde etil alkol yer almaktadır.
Bir de kozmetik ürünlerinde olan alkol var ki bu da müslüman kadınları daha çok ilgilendirmektedir. Kozmetikte kullanılan alkol nasıl olursa olsun belli bir kullanılmadan sonra cild kanserine neden olduğu ifade edilmektedir. Biz işin tıbbi yanından ziyade İslami açısına bakıyoruz. Yani içerisinde alkol olan bir şampuan, duş jeli, parfüm, esans, el ve vucud kremlerin kullanılması haramdır. Kişinin üstünde durduğu müddetçe namazları geçerli değildir.
Kozmetik ürünlerinde bulunan alkol isimlerine gelince; şöyle ifade edilirler: “Alkol denat yani etil alkolün içilmeyen cinsi. Sd Alcohol, İsoproply alcohol. Sd alcohol etil alkol karışımıdır. İçerisinde etil alkol ve ya karışımı bulunan kozmetik ürünlerini Müslüman kadın veya erkeğin kullanması haramdır. Üzerinde bundan bir parça bulunduran kişinin namazı o üzerinde var iken kabul olmaz. Bu konuda Hz. Ömer (r.a) sözü olayın hükmünü açıklamaktadır; söz şöyle nakledilmektedir:
“Süleyman b. Musa şöyle anlatmaktadır: Halid b. Velid (r.a.) Şam’ı fethettiğinde Amid bölgesine gitti. Oranın yerlileri yıkanması için hamamı hazırladılar. Orada Halid (r.a.) şarapla yoğrulmuş bir nesneyle vücudunu ovaladı. Ordu arasında bulunan Hz. Ömer (r.a.)'in istihbarat elemanları diğerleriyle birlikte bu durumu da ona yazdılar. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a.), Halid b. Velid (r.a.)’e, ‘Allah şarabı karınlarınıza, saçlarınıza ve tenlerinize haram kıldı” diye yazdı.”
(Ahmed el-Osmani et-Tahanevi İlau’s-Sunen/ Hadislerle Hanifi Fıkhı (1/445) çev: Ahmet Yücel Misvak y. & Ahmed el-Osmani et-Tahanevi İlau’s-Sunen (1/375) Hdsno: 391 Daru Kutubu’l-İlmiyye bask. & İbn Kesir el-Bidaye ve’n-Nihaye / Büyük İslam Tarihi (7/131) çev: Mehmet Keskin Çağrı y. & İbnu’l-Esir el-Kamil fi’t-Tarih / İslam Tarihi (2/490) çev: M. Beşir Eryarsoy Bahar y. & Tarihu’t-Taberi (4/66) Daru’l-Marife Kahire)
İmam Ömer (r.a) sözünün zahirinden anlaşılan odur ki şarab yani bünyesinde etil alkol barındıran temizlik malzemelerini Müslümanların vucud temizliğinde de kullanmaları haramdır.
Aynı şekilde ev temizliği için kullanılan sıvı temizlik araçlarının içinde eğer etil alkol ve karışımları varsa ev temizliği bunlarla yapılamaz.
Muslumanların birbirlerini ziyaretlerde gelen misafiri karşılarken ellerine döktükleri alkollü kolonyalarda dikkat etmek gerekir. Çünkü kolonyadaki alkol oranı diğer maddelerinkiden daha fazladır. Tedavi amaçlı alkolün kullanılması ise tam bir faciadır.
Bu aşamadan sonra içerisinde etil alkol olan gozozları iftarlarda ikram eden, onların içilmesini sağlayan, üzerlerinde alkol içerikli, krem, parfüm, esan barındıran müslümanların ibadetlerinin durmuna bir bakalım. Rasulullah (s.a.s) şöyle buyuruyor:
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ: أَنْبَأَنَا عُثْمَانُ بْنُ حِصْنِ بْنِ عَلَّاقٍ دِمَشْقِيٌّ، قَالَ: حَدَّثَنَا عُرْوَةُ بْنُ رُوَيْمٍ: أَنَّ ابْنَ الدَّيْلَمِيِّ رَكِبَ يَطْلُبُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، قَالَ ابْنُ الدَّيْلَمِيِّ: فَدَخَلْتُ عَلَيْهِ، فَقُلْتُ: هَلْ سَمِعْتَ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو رَسُولَ اللَّهِ K ذَكَرَ شَأْنَ الْخَمْرِ بِشَيْءٍ؟ فَقَالَ: نَعَمْ، سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ(ص) يَقُولُ: " لَا يَشْرَبُ الْخَمْرَ رَجُلٌ مِنْ أُمَّتِي فَيَقْبَلُ اللَّهُ مِنْهُ صَلَاةً أَرْبَعِينَ يَوْمًا "
“…Dedesiyle “Abdullah bin Amr bin el-As’ın yanına gelen İbni’d-Deylemi anlatıyor: Abdullah’ın yanına girince: “Ya Abdullah bin Amr! Rasulullah (s.a.s)’tan şarap içen hakkında bir şey işittin mi? deyince Abdullah (r.a): “Evet, Rasulullah (s.as)’ın: “Ummetimden şarap içen kimsenin kırk gün namazı kabul olmaz” dediğinin işittim” dedi.”
(Nesai Sunen (8/837) Meşrubat ve İçki ile ilgili bölüm bab:43 hdsno: 560 & Cevamiu’l-Kelimde: “İsnadı muttasıl, ricali sikattır; denilmiştir. & Taberani Musnedi Şamiyyin (3/132) Hdsno: 1937 Cevamiu’l-Kelimde:İsnadı zayıftır. Onda Bekir b. Sehl ed-Dimyati vardır o daifu’l-Hadistir; denilmiştir. & Yakub b. Sufyan el-Fesavi el-Marife ve’t-Tarih (2/302) Cevamiu’l-Kelimde: Mutabaat ve şevahidleriyle isnadı hasendir. Ricali Abdullah b. Salih el-Cuheni hariç sikat ve sadikiyndir. O da makbuldur; denilmiştir.)
Başka bir rivayette:
نَا زَكَرِيَّا بْنُ يَحْيَى بْنِ إِيَاسٍ، ثنا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، ثنا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُهَاجِرِ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ رُوَيْمٍ، عَنِ ابْنِ الدَّيْلَمِيِّ الَّذِي كَانَ يَسْكُنُ بَيْتَ الْمَقْدِسِ، أَنَّهُ مَكَثَ فِي طَلَبِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ بِالْمَدِينَةِ، فَسَأَلَ عَنْهُ، قَالُوا: قَدْ سَارَ إِلَى مَكَّةَ، فَأَتْبَعَهُ فَوَجَدَهُ قَدْ سَارَ إِلَى الطَّائِفِ فَأَتْبَعَهُ فَوَجَدَهُ فِي زُرْعَةٍ يَمْشِي مُخَاصِرًا رَجُلا مِنْ قُرَيْشٍ، وَالْقُرَيْشِيُّ يُزِنُّ بِالْخَمْرِ، فَلَمَّا لَقِيتُهُ سَلَّمْتُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَيَّ.قَالَ: مَا عَدَا بِكَ الْيَوْمَ، وَمِنْ أَيْنَ أَقْبَلْتَ، فَأَخْبَرْتُهُ، ثُمَّ سَأَلْتُهُ، هَلْ سَمِعْتَ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو رَسُولَ اللَّهِ K ذَكَرَ شَرَابَ الْخَمْرِ بِشَيْءٍ؟ قَالَ: نَعَمْ، فَانْتَزَعَ الْقُرَشِيُّ يَدَهُ، ثُمَّ ذَهَبَ، فَقَالَ: سَمِعْتُ النَّبِيَّ (ص) يَقُولُ: " لا يَشْرَبُ الْخَمْرَ رَجُلٌ مِنْ أُمَّتِي فَيُقْبَلُ لَهُ صَلاةٌ أَرْبَعِينَ صَبَاحًا "
“.. Urve b. Ruveym, İbn ed-Deyelemi’den şunları nakletmiştir: İbn ed-Deylemi, Kudus’te oturuyordu. O, Abdullah b. Amr b. As’ı bulmak için Medine’ye girmişti. Onu sorduğunda “Mekke’ye gitti” dediler. Onun peşinden gittim ve Taif’e gittiğini öğrendi. Takip etti ve onu bir bahçede Kureyşli bir adama yaslanıp yürürken buldu. Kureyşli içki ile keyiflenmişti. Onunla karşılaştığında selam verdim ve selamımı aldı.” Bu gün telaşen nedir, nereden geliyorsun?” dedi. Ona durumu anlattım ve sonra ona şöyle sordum; “Ya Abdullah b. Amr içki içme konusunda Rasulullah’dan (s.a.s.) bir şey duydun mu?” dedim. İbn Amr “evet” dedi. Bunun üzerine Kureyşli elini çekti ve gitti. Nebi’nin (s.a.s) şöyle buyurduğunu duydum: “ Ummetimden içki içen hiç bir kimse yoktur ki kırk sabah namazı kabul olunmasın.”
(İbn Huzeyme Sahih (2/65) Namaz Kitabı bab:- hdsno: 339 İ’tisam y. Not: “Tercümenin son bölümüne bizim müdahalemiz oldu! & Cevamiu’l-Kelimde: “İsnadı muttasıl, rical sikattır.” denilmiştir.)
İmam İbn Mace (rh.a)’de şu hadisi kaydetmiştir:
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الْأَوْزَاعِيُّ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ ابْنِ الدَّيْلَمِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (ص): " مَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ وَسَكِرَ، لَمْ تُقْبَلْ لَهُ صَلَاةٌ أَرْبَعِينَ صَبَاحًا، وَإِنْ مَاتَ دَخَلَ النَّارَ، فَإِنْ تَابَ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ، وَإِنْ عَادَ فَشَرِبَ فَسَكِرَ، لَمْ تُقْبَلْ لَهُ صَلَاةٌ أَرْبَعِينَ صَبَاحًا، فَإِنْ مَاتَ دَخَلَ النَّارَ، فَإِنْ تَابَ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ، وَإِنْ عَادَ فَشَرِبَ فَسَكِرَ، لَمْ تُقْبَلْ لَهُ صَلَاةٌ أَرْبَعِينَ صَبَاحًا، فَإِنْ مَاتَ دَخَلَ النَّارَ، فَإِنْ تَابَ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ، وَإِنْ عَادَ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ يَسْقِيَهُ مِنْ رَدَغَةِ الْخَبَالِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ "، قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَمَا رَدَغَةُ الْخَبَالِ؟ قَالَ: " عُصَارَةُ أَهْلِ النَّارِ
“... Abdullah bin Amr (bin el-As-r.a-)’dan rivayet edildiğine göre; Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu, demiştir:
“Kim İçki içip sarhoş olursa, kırk sabah(a kadar) onun hiçbir namazı kabul olunmaz. Ve eğer (bu arada tevbe etmeksizin) ölürse ateşe girer. Eğer tevbe ederse (yâni içki içme işini kesin olarak bırakıp, ettiği günahtan pişmanlık duyarak Allah'a yönelirse) Allah onun tevbesini kabul eder. Şayet o kişi tevbesini bozup içki içer ve sarhoş olursa, kırk sabah(a kadar) onun hiç bir namazı kabul olunmaz ve ölürse ateşe girer. Şayet tevbe ederse Allah onun tevbesini kabul eder. Eğer herif tevbesini bozup (tekrar) içki içip sarhoş olursa, kırk sabah onun hiç bir namazı kabul olunmaz. Şayet ölürse ateşe girer. Eğer tevbe ederse Allah (yine) tevbesini kabul eder. Eğer (o kimse dördüncü defa) dönüş yapıp içki içerse, kıyamet günü ona redğatü'l-habâl'dan içirmek Allah üzerine bir hak olar.” Sahabîler: “Ya Rasulallah! Redğatül-Habal nedir? diye sordular. Rasûl-i Ekrem (s.a.s): “Ateş (yani cehennem) halkının (yanması dolayısıyla) vücudlarından akan (irin gibi) şeyidir” buyurdu.”
(İbn Mace (9/132-3) K. Eşribe bab: 4 hdsno: 3377 Cevamiu’l-Kelimde: “İsnadı muttasıl, ricali sikattır; denilmiştir.)
Bazı hadisler de yedi gün ibaresi vardır. Nesai (rh.a)’nin Sunen’in de 5635 nolu hadiste böyle geçmektedir. Lakin bu hadis zayıftır. Zayıflığının sebebi Yezid b. Ebi Ziyad’dan dolayıdır. O daifu’l-hadis olarak değerlendirilmiştir. Ahmed b. Hanbel (rh.a) Musnedinde (2/189) yer alan 6773 nolu hadiste “kırk gece” ifadesi geçmektedir. Hadis sahihtir. Buradaki zaman ifadeleri aynı anlama gelmektedir. Gün tabirinden anlaşılan zahiren olduğu gibi 24 saatlik bir zaman dilimidir. Kırk sabah veya kırk gece ifadeleri de aynıdır. Günün bir cüzüne işaretle tamamı kast edilmiştir. Yoksa yalnız sabah vakti veya gece vakti anlaşılmamalıdır. Abdullah b. Amr b. As (r.a) haricinde bu manada hadis Ebu Zer, Esma b. Yezid (r.anhuma)’dan da rivayet edilmiştir.
Hadislerdeki “namazı kabul olmaz” kısmı ile ilgili Said Havva (rh.a) şunları açıklamıştır:
“Namaz kılmanın iki ayrı yönü bulunmaktadır. Birincisi: Namazı kılmak suretiyle onu terketme günahından kurtulma yönü. İkincisi: Namazı kılmaktan dolayı ecir alma yönü. Haklarından namazların kabul edilmeyeceğine dair nasslar bildirilmiş olanlara yine de namaz kılmadıklarından dolayı namazı terk etme günahından kurtulurlar. Ancak başkalarına vaadedilmiş olan özel namaz sevabını kazanamazlar.” (Said Havva İbadet Ansiklopedisi (1/341) çev: Ahned Varol vdğ. Aksa y)
İbn Mace Terceme ve Şerhinde de konu ile ilgili olarak şunlar kaydedilmiştir:
“Bu hadisi Nesai de kısa olarak rivayet etmiştir. Ayrıca Tirmizi ve Hakim bunun benzerini Abdullah bin Ömer (r.a) 'den rivayet etmişlerdir. Tirmizi, rivayet ettiği hadisin hasen olduğunu söylemiştir.
Tuhfe yazarı İbn-i Ömer (r.a)’in buna benzer hadisinin izahı bölümünde özetle şu bilgiyi verir:
“Yani içki içip tevbe etmeyen bir kimsenin kırk sabah namazı kabul olunmaz. Bunun manâsı şudur: Böyle bir kimse ayılıp namazlarını usul ve âdabına, rükün ve şartlarına riâyet ederek kılsa namaz borcunu Ödemiş sayılmakla beraber kendisine hiç bir sevab yoktur. Âlimler böyle yorumlamışlardır. Nevevi: Her ibadetin iki yönü var: Birisi, o ibâdeti yapan kimsenin borcunu ödemiş olması, diğeri de bundan dolayı sevab kazanmasıdır. Bu hadîste namazın kabul olunmaması ifadesiyle sevabın kazanılmaması anlamı kastedilmiştir.
Hadiste, içki içenin namazının kabul olunmayacağı bildirilirken bütün ibâdetlerden namazın anılması sebebine gelince Tuhfe yazarı bu hususta da özetle şöyle der:
“Namazın anılmasının hikmeti şudur: Çünkü namaz, içkinin haram kılınmasına sebeb olmuştur. Ya da şu hikmettir: Namaz ibâdetlerin anası, en önemlisi olduğu gibi içki de kötülüklerin anasıdır. Bir kavle göre bunun hikmeti şudur: Namaz bedeni ibâdetlerin en fazî-letlisidir. îçki içenin namazı kabul olunmayınca diğer ibâdetlerin de kabul olunmayacağı anlaşılmış olur.
Hadisin “Kırk sabah, hiç bir namazı kabul olunmaz” ifâdesinden ilk hatıra gelen mânâ, sabah namazıdır. Bu, diğer namazlardan daha faziletlidir. Bundan maksad günlük namaz olabilir. Yâni kırk güne kadar beş vakit namazın hiç biri kabul olunmaz, sevabı elde edilemez.
Hadiste anılan tevbeden maksad da, sâdece tevbe ettim sözünü söylemek değil, içki içmeyi bırakmak, pişmanlık duymak ve bir daha içmemeye kesin söz ve karar vermektir.
îçki içenin kırk güne kadar namazının kabul olunmaması meselesinde sürenin kırk gün olarak tesbiti ile ilgili Sindi şöyle der: Îbnü'l-Kayyım demiş ki, bunun hikmeti şudur: İçilen içki, kırk güne kadar vücûdun organlarında ve damarlarında kalır.
İçki içenin dördüncü kez içkiye dönüş yapması ve tevbesini bozması hâlinde artık tevbesinin kabul olunmayacağı hükmü, zecri (zorlayıcı) bir tedbir, kuvvetli bir tehdid mahiyetindedir. Halbuki tevbe kapısı kapanmadıkça, edilen tevbe kabul olunabilir. Nitekim Tirmizi ve Ebû Davud'un rivayetlerine göre Ebû Bekir es-Sıddik (r.a); “İstiğfar eden kimse günde yetmiş defa tevbesini bozsa bile günahta musir İsrarlı sayılmaz” buyurmuştur.
Bu hüküm şöyle de izah edilebilir: Dördüncü kez içkiye dönüş yapan bir kimse, diğer defalarda dönüş yaptığında olduğu gibi tevbe etmeye muvaffak olamaz.
Hadiste geçen “Redğa”nın lügat mânâsı kokuşmuş cıvık çamurdur. Habal’ın asıl mânâsı da bozukluktur. Bu; akılda, durum ve davranışlarda, bedende ve fiillerde olabilir. Hadiste ise Redğatü'l Habal terkibi ile, cehennem halkının vücüdlarının ateşte yanması dolayısıyla onlardan eriyip akan irin ve benzeri şeyler kasdedilmiştir.” (İbn Mace Terceme ve Şerhi (9/133-4) Haydar Hatiboğlu Kahraman y.)
Namazın diğer ibadetlerle de ilgisi bulunmaktadır. Eğer kişinin namazı kabul olursa diğer amelleri de kabul olur. Bu konuda Rasulullah (s.a.s) şunları beyan etmektedir:
أنا أَبُو عَلِيٍّ، قَالَ: نا الْحَسَنُ بْنُ خَلَفٍ الْبَزَّارُ الْوَاسِطِيُّ، قَالَ: نا إِسْحَاقُ بْنُ يُوسُفَ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ(ص): " أَوَّلُ مَا يُحَاسَبُ بِهِ الْعَبْدُ صَلاتُهُ فَإِنْ صَلُحَتْ صَلُحَ سَائِرُ عَمَلِهِ، وَإِنْ فَسَدَتْ صَلاتُهُ فَسَدَ سَائِرُ عَمَلِهِ
“…Enes b. Malik’den; dedi ki: RAsulullah(s.a.s) dedi ki: “ Kulun hesaba çekilecek ilk şey namazıdır. Eğer o geçerli olursa sair (diğer) amelleride geçerli olur. Eğer namazı fesada uğramış (geçersiz olmuş)sa, sair (digger) amelleri de fesad (geçersiz) olur.”
(Mustahrecu Tusi ala’t-Tirmizi (2/364-5) bab: 191/293 Hdsno: 265/ 397 & Cemaiu’l-Kelimde: İsnadı mutabaat ve şevahidleriyle hasendir. El-Kasım b. Osman el-Basri hariç ricali sikat ve sadikiyndir. O da makbuldur; denilmiştir. &Salih Ahmed eş-Şami Hadis Hazinesi (4/345) hdsno: 401 Diyau’l-Makdisi’den Hasen kaydıyla & Cevamiu’l-Kelimde: Hadis 14 eserde tahric edilmiştiri 88 tane şahidi vardır. İsnadlarının toplamı 140 tanedir.36 sahih, 20 hasen, 65 zayıf, 13 şiddetli zayıf, 5 itham edilen raviden, 1 tanesi de uydurmadır. Hadisin metninin hükmü Sahih li ğayrihidir; denilmiştir.)
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، سَمِعْتُ النُّعْمَانَ بْنَ بَشِيرٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ: سَمِعْتُ النَّبِيَّ(ص) عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو فَرْوَةَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، قَالَ: سَمِعْتُ النُّعْمَانَ بْنَ بَشِيرٍ، قَالَ: سَمِعْتُ النَّبِيَّ (ص) وحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَبِي فَرْوَةَ، سَمِعْتُ الشَّعْبِيَّ، سَمِعْتُ النُّعْمَانَ بْنَ بَشِيرٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، عَنِ النَّبِيِّ(ص) وحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي فَرْوَةَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ(ص): " الْحَلَالُ بَيِّنٌ وَالْحَرَامُ بَيِّنٌ وَبَيْنَهُمَا أُمُورٌ مُشْتَبِهَةٌ، فَمَنْ تَرَكَ مَا شُبِّهَ عَلَيْهِ مِنَ الْإِثْمِ، كَانَ لِمَا اسْتَبَانَ أَتْرَكَ، وَمَنِ اجْتَرَأَ عَلَى مَا يَشُكُّ فِيهِ مِنَ الْإِثْمِ، أَوْشَكَ أَنْ يُوَاقِعَ مَا اسْتَبَانَ، وَالْمَعَاصِي حِمَى اللَّهِ مَنْ يَرْتَعْ حَوْلَ الْحِمَى يُوشِكْ أَنْ يُوَاقِعَهُ "
“…Nu’man ibnu Beşir (r.a) şöyle demiştir: Peygamber (s.a.s) şöyle buyurdu: “Helal olan şeyler bellidir. Haram olanlar da bellidir. Fakat helal ile haram arasında bir takım şübheli şeyler vardır. Her kim kendisince günah olması sezilen bir şeyi terk ederse o, haramlığı apaçık olan şeyi daha çok terkedici olmuştur. Her kim günah olması şübheli olan şeye cür’et ederse, bu da haramlığı apaçık olan şeylere dalmağa yaklaşmıştır. Ma’siyetler (haramlar) Allah'ın korusudur. Her kim sürüsünü korunmuş arazi etrafında otlatırsa, o koruluğa düşmesi yakın olur” (Buhari Sahih (4/1900) K. Buyu bab: 2 hdsno: 5 & Cevamiu’l-Kelimde: Hadis 159 eserde tahric edilmiştir. 24 tane şahidi vardır. İsnadlarının toplamı 312 tanedir. 91 sahih, 75 hasen, 126 zayıf, 13 şiddetli zayıf, 5 itham edilen raviden,2 tanesi de uydurmadır. Hadisin metninin hükmü sahihtir; denilmiştir.)
Hadisinde ifade ettiği gibi haram bellidir. Alkol, kimayacıların deyimi ile Etil Alkol, haramdır. Her hangi helal bir maddenin içerisini birazı karışsa karıştığı şeyi haram yapar ve muslumanlar o şeyi kullanamazlar.
İçerisinde alkol barındıran içecek, yiyecek ve kozmetik malzemelerin satılması haramdır. Rasulullah (s.a.s) bu konuda şunu söylemektedir:
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ التُّسْتَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ شَبِيبٍ، سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، أَوْ حَدَّثَنِي أَنَسٌ، قَالَ: لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ (ص) فِي الْخَمْرِ عَشَرَةً: " عَاصِرَهَا، وَمُعْتَصِرَهَا، وَالْمَعْصُورَةَ لَهُ، وَحَامِلَهَا، وَالْمَحْمُولَةَ لَهُ، وَبَائِعَهَا، وَالْمُبْاعَةَ لَهُ، وَسَاقِيَهَا، وَالْمُسْتَقَاةَ لَهُ، حَتَّى عَدَّ عَشَرَةً مِنْ هَذَا الضَّرْبِ "
“…Enes b. Malik (r.a)’den; Şöyle demiştir: “Rasulullah (s.a.s) içki hususunda on kimseyi lanetlemiştir: İmal eden, imal etmek isteyen, kendisi için imal edilen, taşıyan, kendisi için taşınan, satın alan, sunan, kendisine sunulan. Nihayet bu neviden on kimseyi saydı.”
(İbn Mace Sunen (9/137) K. Eşribe bab:6 hdsno: 3381 Sahihtir. & Cevamiu’l-Kelimde: “Hadis 7 eserde tahric edilmiştir. 89 tane şahidi vardır. İsnadlarının toplamı 156 tanedir. 26 sahih, 42 hasen, 66 zayıf, 19 şiddetli zayıf, 3 tanesi de uydurmadır.Hadisin metninin hükmü sahih li ğayrihidir; denilmiştir.)
Buradaki meslede azlık çokluk önemli olmadan haramın imal edilmesi taşınması yayılması vb konular mevcuttur. Haramın azı ve çoğu yoktur. Hepsinin hükmü aynıdır. Bu hadisin barındırdığı hüküm zahirine göre içerisinde alkol bulunan gazozların hepsinin satışı, imal edilmesi, satılması, içilmesi, içmek için sunulması haramdır.
Allah için tuttuğun orucu Allah’ın haram kıldığı bir içecekle açmak?! Allah ile karşılaşmayı uman muslumanların dikkatine!
Bu konuyu daha da uzatabiliriz. Ama bu kadarı yeterlidir. En son olarak Tubitak’ın yayınladığı şu raporuda verip konuyu kapatalım:
Gazoz Cola Fanta Asitli İçeceklerin Hepsinde Alkol Var
Haziran 3, 2007 KR@L~53 Yorum yapın Yorumlara git
Bu yazıyı Okuduktan Sonra Bunların İçinde Alkol olduğunu Öğrenmiş Oldun. Geçmiş Olsun Çünki kola fanta içersen İmanından olursun artık bahanen yok Öğrendin Artık Bu ZIKKIMIN Ne olduğunu Bilmeyenlerede Bu adresi Gönderin Öğrensinler ne içtiklerini www.karadenizteam.net.tc BİTTİİyıllardan beri severek içtigimiz gazozların içinde alkol bulundu gunu hangimiz biliyorduk Mesrubat tüketiminin arttığı Ramazan’da şok bir gelisme yasandı. TÜBİTAK tarafından analiz edilen 10 farklı gazoz markasının içinde alkol tespit edildi.
Tüketiciler Birliği, piyasadaki 10 farklı gazoz markasına ait numuneleri TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nde inceletti. Analiz sonucunda bütün gazozlarda litre başına 1,56 ile 0,20 gram arasında değişen oranlarda alkol tespit edildi. Tüketiciler Birliği Başkanı Avukat Bülent Deniz, gazozların ‘içindekiler’ bölümüne etil alkolün yazılmadığına dikkat çekerek tüketicilerin yanıltıldığını söyledi. Deniz, “Bütün gazozlarda tat ve koku verici esanslar kullanılmaktadır. Bunlar yağ cinsinden maddeler olup suda çözülmezler. Etil alkol, bu çözülmeyi sağlamak için kullanılır. Etil alkolün vazifesini propylen glycol de görebilir; ama maliyeti ikiye katladığı için tercih edilmiyor.” dedi. Tüketiciler Birliği, TÜBİTAK’a inceletti; gazozda alkol çıktı
Tüketiciler Birliği Baskanı Bülent Deniz, “Alkolsüz içeceklerin içeriğini düzenleyen bir tebliğde nasıl olur da ‘litrede 5 grama kadar etil alkol olabileceğine izin verilebilir’ diye bir soru sorduk kendimize.” diyen Deniz, bunun üzerine yaklaşık 7-8 ay önce bir çalışma baslattıklarını kaydetti. Piyasadaki hiçbir gazozun üzerinde, içeriğinde alkol bulunduğuna dair bir bilginin olmadığını, hatta bir üründe de, içerikte alkol ve çözentisinin kullanılmadığının yer aldığını aktaran Deniz, bunun sebeplerini öğrenmek için gıda mühendisleri, kimya ve tıp alanında uzmanlardan yardım istediklerini aktardı. Buna göre bütün gazozlarda kullanılan tat ve koku verici esanslar yağ cinsinden oldukları için suda çözülmüyor. Etil alkol, gazlı içecek üretiminde bu çözülmeyi sağlamak için kullanılıyor. Etil alkolün vazifesini propylen glycol de görebiliyor, ancak maliyeti ikiye katladığı için tercih edilmiyor. Tarım Bakanlığı ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından öncelikle TSE’nin gazozlarla ilgili 4080 No’lu standardının değistirilerek gazlı içeceklerde alkol kullanılmasına imkân tanıyan maddenin kaldırılması gerektiğine dikkat çeken Deniz, “Bunun yerine gazlı içeceklerde alkol kullanılmasını yasaklayan düzenleme getirilmeli.” dedi. Bu maddenin kaldırılmaması halinde tebliğin isminin değistirilerek, isimde yer alan ‘alkolsüz içecekler’ ibaresinin kaldırılması ve denetimlerin en katı şekilde uygulanması gerektiğini ileri süren Deniz, “Tüketicinin bilgilenme hakkının ihlalinin önüne geçilmelidir.” şeklinde konustu. Gazlı içecek firmalarına da çağrı yapan Bülent Deniz, içeriğin eksiksiz olarak etikette yer alması konusunda düzenlemeleri yeniden yapmaları gerektiğini söyledi. Deniz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüketicileri uyarıyoruz. İçtiğiniz gazozlarda alkol var.”
Kimya mühendisi Prof. Dr. Mustafa Nutku, gazozlarda kullanılan alkolün, içkilerde yer alan etil alkol olduğunu söylüyor. Meyve ve ekmek mayası gibi gıdalarda bulunan ethanol denilen alkolün ise tamamen doğal yollardan olustuğuna dikkat çeken Nutku, 200 derece fırında pistikten sonra bu türlü alkolün uçtuğunu anlatıyor. Nutku, “Gazozda bulunan alkol ise alternatifi olmasına rağmen tamamen keyfi konulur.” diyor. Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği Baskanı Can Demir, durumun büyük üretim teknolojisinden kaynaklandığına isaret ediyor. Ürünlerin akışkanlığını hızlandırmak için alkol kullanıldığını aktaran Demir, “Normalde üretim bandında 30 saniyede 2 şise dolum yapılırken, alkol sayesinde bu miktar 4 şiseye çıkıyor.” diyor. Demir, kanunen izin verilmesine rağmen ambalajda bilgi konulmamasını ‘tüketiciyi aldatma’ sözleriyle değerlendiriyor. Gıda Güvenliği Derneği Baskanı Samim Saner de gazozlarda bulunan etil alkolün Tarım ve Köyisleri Bakanlığı tarafından yayınlanan Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nin izin verdiği değerin altında olduğunu söylüyor. Etil alkolün 10 binde iki oranında yer aldığını, bu miktarın da bir litre gazozda bir damla bile yapmayacağını belirten Saner, “Gıda kodeksine uygun denildiğinde yasayla belirtilen bütün şartlar yerine getirilmiş sayılır. Yönetmelikte ‘Aroma maddelerinin 1 kilogramında 3 mg etil alkol bulunmasının mahzuru yoktur’ deniliyor.” diyor. Saner, üreticinin istese bile etiketin üzerine Tarım Bakanlığı’nın iznini almadan alkol ibaresini yazamayacağını, çünkü bakanlıkça yayınlanan Etiket Tebliği’nde etiketin üzerinde ne yazacağının belli olduğunu söyleyerek, “Bir etiketin üzerinde nelerin yazılıp yazılmayacağını bu tebliğ belirliyor.” ifadelerini kullanıyor. Kamuda görevli bir gıda kontrolörü ise mevzuata göre etiketin içindekiler bölümünde kullanılan katkı maddelerinin tümünün yazılması gerektiğini belirtiyor.
Diyanet: İçkinin bir damlası bile haram
İçkinin haram olduğunun hem Kur’an’da hem hadislerde kesin bir dille yer aldığını anlatan Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. M. Saim Yeprem, Maide Suresi’nde içkinin fal oklarıyla birlikte şeytan isi olarak adlandırıldığını ve müminlere yasaklandığını kaydediyor. Yeprem, alkollü içkinin bir damlasıyla bir şişesi arasında da haram olması bakımından hiçbir fark olmadığını sözlerine ekliyor. Bu da etil alkolün hangi miktarda ve neyin içinde bulunursa bulunsun içilemeyeceği anlamına geliyor.
‘Mesrubatta alkol bulunması doğal’
Tüketiciler Birliği’nin iddialarına gazoz üreticileri adına Mesrubatçılar Derneği cevap verdi. Yazılı bir açıklama yapan Genel Sekreter Nizamettin Şentürk, şirketlerin yönetmelikte belirtildiği gibi alkolsüz içecekler ürettiğini söyledi. Şentürk, dünyanın her yerinde gıda regülasyonlarında etanolün belirli oranlarda yer almasının doğal kabul edildiğini belirterek, “Her madde ile ilgili bir alt sınır kabul edilmekte ve bunun altındaki rakamlar bilimsel olarak kayda değer olmadığı için dikkate alınmamaktadır.” ifadelerini kullandı.
En fazla alkol Uludağ’da
Marka – Alkol*
Uludağ 1.56
Akmina 1.28
Tansaş 1.16
Çamlıca 0.84
Fruko 0.76
Sensun 0.60
Sprite 0.56
Adese 0.48
Seven Up 0.44
Kipa 0.20
- Gram/litre
Bu araştırmaların tarihi sizi yanıltmasın. Bazı işgüzarların yaptığı yeni sayılanilecek tahlillerde bu oran litrede 0,001 olarak tesbit edilmiştir.
Konuyu uzatmamak adına kısadan şuna değinelim. Araştırmadan gazlı içeceklerin helel olduğu, temiz çıktığını söyleyenlerin fetvasıyla amel eden Müslümanların namazlarının vebali ne olacak? Bir de harama besmele çekerek içen insanların küfrü ne olacak? Bir an önce çıkıp tevbe etmeleri gereklidir.Yoksa işleri zor. Allah bizi cahillerden eylemsim Amin.
Not: Kola!nın içerisindeki kokain ve karmin böceğinden elde edilen renklendirici meselesini açmadık. Onuda hesaba katın ve böylece meseleyi düşünün!!!
SEYFULİSLAM ÇAPANOĞLU