İMAM AZAM EBU HANİFE (RH.A)’NİN BEŞ ESERİNDE TEKFİR ETTİĞİ MESELELER.
İmam Azam (rh.a) yaşadığı dönemde Ehli Sunnet ve’l-Cemaat’in inanç ilkelerini olduğu gibi ortaya koyan ve savunan alimlerimizin başında gelir. Ondan bize nakledilen beş eserinde akaid yani inanç ile ilgili konulara değinmiş, o zaman Müslümanları aydınlattığı gibi bu günde Müslümanların yolunu aydınlatmaktadır. Akaid konularını birazdan vereceğiz ama onun akaid ile konuları özetlediği şu sözünü aktaralım; o diyor ki:
“Evet, bugün ki İslam ilk zamanların İslam’ı olduğu gibi, ilk zamanların münafıklığı neyse günümüzün münafıklığı da odur. Zamanın değişmesiyle küfürde herhangi bir değişiklik olmamıştır.” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/47) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
İmam Azam (rh.a) sözünden de anlaşılacağı üzere inanç noktasında Rasulullah (s.a.s) devrinde kabul edilen ne ise değişmeden kabul edilecek o olduğu gibi, onun devrinde nifak ve küfür olarak söylenenlerde şimdi de nifak ve küfürdür. Akide, zamana göre değişiklik gösteren bir şey değildir.”
Şimdi İmam Azam (rh.a) beş eserinde tekfir ettiği meseleleri aktara biliriz.
El-Fıkhu’l-Ekber adlı eserinde:
“…Allah’ın fiili ise yaratılmamıştır. Ve O’nun ezeli sıfatları ne sonradan olmadır ne de sonradan yaratılmıştır. Şu halde, her kim “Allah’ın sıfatları yaratılmıştır, sonradan peyda olmuştur” derse veya bu konuda fikir sahibi olmazsa veya şüphe gösterirse, işte o şahıs Allah’ı inkar eden kafirin ta kendisidir.”(İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/14) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
“Müşkil meselelerde mü’minin tavrı: “Kişi tevhid ilminin incelikli konularından birinde zora düşerse, sorup öğrenebileceği bir alim bulana dek, Allah katında doğru olana icmali olarak behemehal inanmaktır. Alimleri arayıp sormada gevşeklik göstermek caiz değildir. Bu tür konularda fikir sahibi olmamak, mazur görülmez. Kişi, eğer tereddüt eder, bir fikir edinmeden beklerse, kafir olur.” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/21) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
El-Alim ve’l-Muteallim adlı eserinde geçenler:
“….Diliyle doğrulayıp kalbiyle yalanlayan, Allah katında kafir, insanların nazarında ise mü’mindir…” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/33) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
“…Mu’min de inkar etmeksizin bir günahı işlerse günahkar olur. Ama bu farizayı inkar ederek işlerse kafir ve Allah’ın farzlarını inkar eden diye isimlendirilir.” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/44) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
Ebu Mukatil: “…Ancak, tevhid inancını kabullendiği halde “Ben Muhammed aleyhi’s-Selam’a inanmıyorum” diyen kimse hakkında ne dersin?...”
Ebu Hanife: “ Böyle bir şey vaki olmaz. Faraza oldu diyelim. Bu durumda o kişiyi Allah’ı tanıyıp bildiği noktasında yalanlar ve kafir diye isimlendiririz. Allah’ı inkar etmesine delilimiz, Muhammed aleyhi’s-Selam’ı inkar etmesidir. Çünkü Allah’a inanmayan Muhammed aleyhi’s-Selam’a inanmaz.
(……………)
“Allah’a inanıyorum ama Muhammed’e inanmıyorum” diyen kimse de gerçekten saçmalıyor denmektir. Muhammed aleyhi’s-Selam’a inanmaması Allah’a inanmamasından kaynaklanıyor demektir. “…. Ayetlerimizi ancak kafirler bile bile inkar eder…”(Ankebut 29/ 47) “Öyle değil, Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında çıkan ihtilaflarda seni hakem tayin etmedikçe, verdiğin hükümden dolayı hiçbir sıkıntı duymayıp teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar. (Nisa 4/ 65) ayetleri bu konuya ışık tutmaktadır.” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/44-5) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
“Allah, insanları kalplerinde olan şeylere göre mü’min ve kafir diye isimlendirmiştir. Zira, Allah Teâlâ kalpler de olanı bilir. Bizlerse insanların mü’min veya kafir olduklarına dair yargıda bulunurken, ağızlardan çıkan tasdik veya yalanlama bildiren sözlere, kılık-kıyafet ve ibadetlere göre hüküm veririz.
(………….)
“Diğer bir takım insanları da mu’minlerin alemeti farikası olan şekli özellikle sahip olmayıp, bütünüyle kafirlere has şekille sergiledikleri için kafir diye isimlendiriyoruz.” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/48) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
“…Kalplerde olanı ancak Allah ve kendisine vahy gelen Rasul bilir. Kim kendisine vahy gelmediği halde kalplerde olanı bildiğini iddia ederse alemlerin Rabbinin ilmine sahip olduğunu iddia ediyor demektir. Kim kalplerde olanı ve olmayanı alemlerin Rabbi gibi bildiğini iddia ederse ve bu zebaha kapılırsa çok büyük bir günah işlemiş, cehennemi ve küfür damgasını yemeyi hak etmiş demektir.” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/49) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
“…Ancak, “Ben Allah’tan beriyim” veya “Ne Allah’a ne de Rasul’une inanmıyorum” şeklinde sözler sarf eden kişinin kafir olduğunu söylerim. Bu kişi kendini mü’min olarak nitelese bile durum değişmez…” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/57) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
“…Korku ve ümit iki derecedir. Bunlardan biri, kişinin Allah’tan başkasının kendisine zarar ve fayda vereceğini düşünerek korkması ve ümitlenmesidir ki bu hal o kişiyi kafir kılar…” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/59) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
“İnsanlar Allah Teâlâ’ya inandıkları ve tasdik ettikleri için mu’min, inkar ettikleri içinde kafir olurlar.” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/61) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
“Kufran-ı nimet, nimetin Allah’tan geldiğinin inkar edilmesi, göz ardı edilmesidir. Nimetlerden birisini inkar eden ve Allah tarafından ihsan edildiğini kabul etmeyen kişi kafir olur. Çünkü yalnız Allah’ı inkar eden, O’nun nimetlerini inkar eder. Allah Teala: “Onlar Allah’ın nimetlerini itiraf eder, sonra da inkar ederler”(Nahl 16/83) ” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/66-7) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
Osman el-Betti’ye yazılanda geçen:
“İman ve ameli terk eden kişiyse kafirdir, cehennem ehlindendir.” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/75) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
El-Fıkhu’l-Ebsat’ta geçenler:
“Ebu Muti: Bu kişi Allah’ın mahlukatından herhangi birini inkar ederek “Bilmem ki, bunun yaratıcısı kim? Derse, durumu nasıl olur?
Ebu Hanife: “…Allah her şeyin yaratıcısıdır..” (En’am 6/102) ayetinden dolayı bu kişi kafirdir. Bu durumdaki bir kişi “Bunun Allah’tan başka yaratıcısı vardır” demiş gibidir. Aynı şekilde “Allah’ın bana, namazı, orucu ve zekatı farz kıldığı hakkında bilgim yok” derse kafir olmuş olur…” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/84) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
“Bu sözleri söyleyen kimseye “kul kendisine fayda ve zarar verebilir mi? Diye sor. Eğer “Hayır, çünkü taat ve masiyetin dışında kullar kendisine zarar veremezler, bu sahada cebr vardır (Araf 7/188) derse. Allah şerri yarattı mı? Diye sor. “Evet” derse, iddiasından vazgeçmiş olur, hayır derse; “Deki, sabahın Rabbine sığınırım, yarattığı şeylerin şerrinden (Felak 103/1-2) ayetinden dolayı kafir olmuş olur. Burada Allah’ın şerri (kötülüğü) yarattığı belirtilmektedir.” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/87) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
“Ebu Muti: Birisi dese ki “Kişi isterse yapar, isterse yapmaz, isterse yer, isterse yemez, isterse içer, isterse içmez.(bu durumda cevabımız nasıl olacaktır?)
Ebu Hanife: Bu kişiye “Allah İsrailoğullarının denizi aşmalarına hükmedip Firanv’un boğulmasını takdir etmedi mi? Diye sor. “Evet” derse “Firavn’un Musa’yı yakalamak için peşinden gitmemesi ve onun ve beraberinde bulunanların boğulmaması diye bir şey düşünebilir mi? Sorusunu sorarsın “Evet” derse kafir olur; hayır derse tenakuza düşmüş olur.” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/88) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
“Ebu Muti: Birileri “Kafiri kafir olarak bilmem” derse…
Ebu Hanife: o da onun gibidir.
Ebu Muti: Ya “kafirin varıp kalacağı yerin neresi olduğunu bilmiyorum” derse
Ebu Hanife: Böyle diyen bir kimse Allah’ın kitabını inkar etmiş ve kafir olmuş olur. (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/92) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
Ebu Hanife şöyle dedi: Kişi iman edilecek hususların hepsine iman etmekle beraber, “Musa ve İsa’nın peygamber olup olmadıklarını bilmiyorum” derse kafir olur. Aynı şekilde “Kafirin cennette mi yoksa cehennemde mi olduğunu bilmiyorum” diyen kimse de kafirdir. Zira Allah Teâlâ: “İnkar edenlere de cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler… (Fatır 35/36) “…ve orada yanma azabı vardır.(Buruc 85/10) ve “…onlar için acıklı bir azap vardır” (Şura 42/16)
Ebu Hanife şöyle dedi: Said b. Museyyeb’in şöyle dediği bana ulaştı: Her kim kafirleri, mevkileri olan cehenneme ait görmezse, o da onlar gibi kafirdir.” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/95) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
“Ben, Allah yerde midir yoksa gökte midir, bilmiyorum?” diyen biri kafir olur. Aynı şekilde, Allah’ın Arş üzerinde olduğunu söyleyen ve Arş’ın gökte mi yerde mi olduğunu bilmiyorum diyen kişi de kafir olur.” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/97) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
“Ben kabir azabının varlığını kabul etmiyorum (bilmiyorum) “diyen kişi heleka uğramış “cehmiyye”dendir. Çünkü o bu sözüyle “…Biz onlara iki kere azap edeceğiz..” (Tevbe 9/101) yani kabir azabını tattıracağız hükmünü inkar etmiştir. “Şüphesiz zulum edenlere ondan başka azap vardır…” (Tur 52/47) Bu ayette kabir azabının varlığına işaret etmektedir. Ayete inanıyorum ama tevil ve tefsirine inanmıyorum diyen kafir olmuş olur. Zira Kur’an’da tevili sarih metinle özdeş olan ayetler vardır. Bu tür tevilleri inkar eden kafir olur.” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/98) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
“…Ve kim de, cennet ve cehennemin, cennetlik ve cehennemliklerin girmelerinden sonra yok olacaklarını söylerse ebedi yaşamı inkar ettiğinden dolayı Allah’ı inkar etmiş demektir.” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/106) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
Vasiyye adlı eserde geçenler:
“Bütün hayır ve şerlerin takdiri Allah’tandır. Her kim, hayır ve şerri Allah’tan başkasının takdir ettiğini, söylerse Allah’ı inkar, tevhid inancını da iptal etmiş olur. (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/114) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
“Her kim Allah’ın kelamı yaratılmıştır derse Allah’ı inkar, Tevhid inancını da iptal etmiş olur…”(İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/115) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)
“Mestler üzerine mesh etmenin geçerli olduğuna inanmak vaciptir. Meshin müddeti mukim için bir gün bir gece, misafir içinde üç gün üç gecedir. Bu sözlerimiz hadise dayanmakta olup inkar edenin küfründen korkulur. Çünkü varid olan hadisler mutevatir derecesine yakındır.” (İmam Azam İslam’ın İnanç esasları (sf/117) çev: İsmail Bayer İhtar y. 1992. Ank.)